Kalbine Tutun

2012-08-08 16:12:00
Kalbine Tutun |  görsel 1

  Hayatın sana bırakılan sokaklarına karmaşık duygularını kapıların arkasına kilitleyerek çık. Bütün yürüyüşlerin bütün yolların sonu kendinde bitsin. En çok da kendine özlem duy. Aynada gördüğün yüzün kalbindeki senden başkası olmaması için özlemlerine tutun. Yol uzun vakit kısa. Zamanın hayat törpüleyen basamaklarından ömrümün son durağına esenlikle gitmek istiyorsan en çok kendini özle. En çok kalbine kendine tutun. çünkü; Hayat bilmeli ki aslolan kalbinin gerçek sahibine sımsıkı tutunmaktır. Alıntı Devamı

Fahir Atakoğlu / Zeki Müren

2012-08-08 15:32:00

... Devamı

Fahir Atakoğlu / Sultan

2012-08-08 15:30:00

... Devamı

As One / Fahir Atakoğlu

2012-08-08 14:54:00

... Devamı

Yüreğimizin Yayında Gerili Oktur Can

2012-08-08 14:37:00

    Can, paslı bir bıçak yarasıdır varlığın göğsünde. Tenin beyaz yüzünde bir kardelen hülyasıdır, en canlı yıldızı, yerin en kanlı çiçeğidir. Yarada kabuk bağlayan her neyse, buzda kristal kristal biçimlenen ne ise, gökten yukarıda, yerden aşağıda ne varsa kaynayan, hepsi can yüzünden, hep can gözünden, hep can özünden. Yüreğimizin yayında gerili oktur can, ki buralı değildir, şimdiye razı değildir; bizden önceleri ve bizden sonralarıdır. Gölgemizin kuytusunda saklı hayaldir can, ki bizden ama bizden kalmayandır. Alnımızda doğmuş şebnemdir can, ki bizden ama bize ait olmayandır, bizden ötelerde aşkları vardır… Senai Demirci Devamı

Dağıt

2012-08-08 14:31:00
Dağıt |  görsel 1

Bugüne kadar hiç aç kalmadıysan, hep aç kalanların ekmeğini yemiş olabilirsin. Birilerini aşırı doyuran, birilerini de aç bırakan bu zalim paylaşımın aşırı doyanları arasında olma. Dağıt! Nasılsa dağılacaksın... * Senai Demirci Devamı

Dön Semâzen

2012-08-08 14:30:00

    Dön Semâzen… Halka halka küçülen bir noktasın sen… Nokta nokta küçülen bir yoktasın sen… Dön Semâzen… Kalp diyârına dön. Bir ayçiçeği sûretiyle yüzünü dön Şems/e. Ve bütün vücudun vecde gelsin güneşe dönüşünle. Dön Semâzen… Ben’den uzak ol Mevlânâ gibi bedeni bırak… Dünyaya dair ne varsa üzerinden at… Öyle bir geç ki mâsivâdan postunu da bırakdön de Dost’una bak… Mey rengine kanarak ve ney sesine yanarak… Döne döne Dost’una yaklaş. Aş bütün engelleri. O’na yakın ve kendinden ırak aşkınla… Yan ve dön… Yan ve sön… Dinle sözümü sana direm özge edâdır Derviş olana lâzım olan aşk-ı Hüdâ’dır Âşıkın nesi var ise maşûka fedâdır Semâ sefâ câna şifâ rûha gıdâdır Siyah hırkana nakıştır toprağa karışan nefsin. Ve sikken mezar taşıdır başında. “Kün” dendi ve sen “ol”dun. Şimdi ölme vaktidir. Sıyrıl dünya telaşından ayrıl tac ile tahttan… Koy başına sikkeni… Ol ve öl genç yaşında. Döndükçe savrulan eteğin mezarda sana tek yârendir. Bilirsin kefen beyaz bir tennuredir. Ten nura gark olur; beden eriyerek yok olur “ben” ötelerin ışığında kaybolur. Kefen sana beyaz bir tennuredir. Ten nura gark olur; ruh tendeki nurun huzuruna kavuşur. Ten ve ruh… İnsan bir sûredir ölüm bir âyet… Gerisi vesâiredir. Ey sofî bizim sohbetimiz câna şifâdır Bir curamızı nûş edegör derde devâdır Hak ile ezel ettiğimi... Devamı

Kalpten Kalbe Giden Yol

2012-08-08 14:27:00
Kalpten Kalbe Giden Yol |  görsel 1

    “Dikkat ediniz ki, insanın cesedinde bir et parçası vardır O et parçası sâlih oldukça bütün vücuddaki âzâlar sağlam olur Eğer o fâsid olursa bütün cesed bozulur O et parçası kalptir” (Hadîs-i Şerif) Kalbine iyi bak sevgili sûfî… Mevlânâ’nın Uzak dediğin yer ancak bir karış diyerek adres verdiği kalbine… Aşk’ın Hüsn için nice basamaklardan geçip, nice engelleri aştığı kalp ülkesine… Sedef içinde inci gibi parlayan kalbine… Öyle iyi bak ve öyle iyi gör ki; himmetle inen ve hikmetle süslenen aşkın senden aşkın bir hâl alsın Taşkınlarca sevgilinin diyârına ulaşsın Korkma… Âşık ve mâşuk arasında öyle bir yol vardır ki, içinden geçen bütün cümleler hurûfî bir edayla tek tek ulaşır muhatabına Kalpten kalbe yol vardır Çünkü Fi’l kalbi mine’l kalbi ile’l kalbi sebîlâ… Kalbine iyi bak sevgili sûfî… Kalp ki maddeden öte mânâ, dikenden öte gül-i rânâ… Sula sevgili sûfî, sula Kan nehirleri arasında kalan kalp vadisini istek, aşk, marifet, istiğna, tevhid, hayret ve yoklukla sula Sonrası bekâ… Sonrası sıla… Kalbin ki, bütün yolların kaynağı ve bütün yolların son durağı Cânânı aramak için kalbinden çıktığın bu yolda varacağın yer yine kalbin aynası… Çünkü ey sevgili sûfî… Seven ve sevilen birbirinin aynısı Mevlânâ boşuna söylemedi ya: Gönül, kemâlinden bir iz bulunca; can, canı içinde seni buldu Mevlânâ mıydı bulan, yoksa Şems-i Tebriz&ic... Devamı

Göz Görünce Bir Kez, Geriye Ne Kalır? / İskender Pala

2012-08-08 14:26:00
Göz Görünce Bir Kez, Geriye Ne Kalır? / İskender Pala |  görsel 1

    Bütün aşk hikâyelerinin en unutulmaz en heyecan verici sahnesi, sevenin sevgiliye ilk baktığı andır şüphesiz. Daha doğrusu, onun yüzünü ilk gördüğü vakit. Âşıktaki içsel değişimin başladığı an, gözün sevgiliye ilk takıldığı saniye dilimidir ve aşığın bütün biyografisi, bu “ilk bakışın öncesi ve sonrası”ndan ibarettir. Kalpte ateşin yükselmesi, aklın ve sabrın ateşe düşmesi o ilk bakış ile başlar. Kılıcın kınından sıyrılması yahut okun yaydan fırlamasıdır bu. Sevgilinin yüzü kınında bir kılıç yahut sadakta bir yay gibidir; bakış onu kınından ve sadağından çıkarır. Sevgili’nin yüzümü; aşk yangınını alevlendiren ilk kıvılcımdır.  Aşığın kalbi mi, ilk bakıştan sonra suda titreyen bir mehtap.  Göz… Savaşı başlatan haberci. Bakış… Elde olmayan kader; ilahi kaza. Ve aşk… Kalp ile göz arasındaki kutlu bir hadise. Çok sonraları kalp göze diyecektir ki, “Ben bu onulmaz derde iten sensin. Safayı sen sürdün, acıyı ben çektim. Nimet senin, zahmet benim oldu. Sen sevinirken, kaygılanan ben oldum. Bakışlarını arttırdıkça sen, dertlerimi çoğalttın benim. Zafere eren sen, hezimete uğrayan ben. Sen emirlere itaat edilen hükümdar oldun, ben senin peşinde koşan tebaan. Sen emir ben esir. Sonra devam eder: - Ey göz! Sen ikisin ben birim. İki kişinin bir ferde saldırıp onu öldürmesi zulüm değil de nedir?… Şimdi ağla o halde; etiğin zulmün cezasını çek bakalım. Göz buna karşılık ayet-i kerime ile cevap verir: “Gerçek şu ki; gözler kör olmaz, ancak sinelerdeki kalpler kör olur” (Hacc 46) Göz görünce bir kez geriye ne kalır?  İskender Pala... Devamı

Ey Aşık,Özlem Çekiyorsun Ya!

2012-08-08 14:25:00
Ey Aşık,Özlem Çekiyorsun Ya! |  görsel 1

    Ey âşık hani özlem çekiyorsun ya! Ululukta değildir aşk hünerde değildir. Bilgide değildir hem defterde değildir. Kitap sayfalarında hele hiç değil. Halkın dedikodusu da olamaz aşıkların yolu… Dalı sonsuzluktadır aşkın kökü ilksizliktedir. Ne arşa dayanır bu ağaç ne toprağa. Bir gövdesi yok ki gövdeye dayanası.Aşk gelince aklı koyduk rafa heva ve hevesi falakaya yatırdık… Akla ve ahlaka yaraşır şey değil çünkü şu kendini beğenmişlik. Hani ey aşık hani özlem çekiyorsun ya Sevgili’ye! Bil ki Sevgili’dendir özlemin özü.Odur asıl sana özlem duyan. Çünkü o tutuşturmayınca alevi kimsede olmaz ateş ve aşk ateşi önce sevilene ondan sevene düşer. Deniz yolcusuna ya korku ya umut tahtasıdır gemi. Yolcu da tahta da yok olunca ne kalır ki yokluktan başka!.. Bir tahta parçasına verdinse gönlünü boğulmaktan korkarak yol eri değilsin sen. Belki aslına isyan eden bir isyancı!.. Bir şerbet sun bana canlar bağışlayan dudağından da şifa bulayım derhal. Hastaya bundan daha etkili ilaç mı bulunur? Sustum! Bir harf bile söylememin imkanı yok yoklukta artık. Aslı olmayan sözlerdir çünkü hep dilimde gerçek değil surettir hep… Cana eziyetten başka bir şey vermez ki söylesem!..Sustum! çünkü hadden aşkın olacak söz kabından taşacak… Ne kulaklarda onu anlayacak bir kudret var oysa; ne anlayışında ona uygun bir kabiliyet!.. Ey Tebrizli! Hem denizsin sen hem inci. Allah nurundan başka bir şey değil varlığın da!..” Hz.Mevlana..... Devamı

Forum Güncel Forum