Secret Garden - Swan

2012-09-22 01:22:00

Devamı

F. Schubert - Serenade

2012-09-12 04:12:00

Devamı

Seyrüseferlerim Aşkın Vefasıyla

2012-09-03 14:45:00

    İnsan kaç kez tutunur ,iki gözün başkalığına Hangi gözler yerine konur bin göz olsa da  İnsan kaç kez ölür sevilen ölünce İlle ten midir aşk,yalnız dokunularak anlaşılan Kalpte değil mi asıl aşk,addan ,cisimden öte Yanmalı aşkın vefası diye diye Eritilen ve eriyen ise insan aşk dediğinde Toprak üstündeki aşktan ziyade Yaş yaş damlayabiliyorsa anılar dilince Aşkı kutsalı ile bilmişse gönül Ne biter ne bitirilir Kaç aşk pazarda satılsa da Mezarda bile yaşatabilmek marifet EfSuNkaR,MaiAlmiLa(G.K.) Devamı

Asi ve Mavi

2012-09-02 14:39:00

  Bugün kederliyim, beterim bugün… Sesime ses değse çığlık oluyor… Üşüyor toprak, taşlar üşüyor…Vuslatı yakın eden yollar üşüyor… Bugün her şeyin sonu… Vurdum kendimi hüzünlere… Acı’ma tüm sesler çığlık… Yüreğim ellerimde, kaldım ayazlarda…Üşüyor bedenim… Seni bana özlem eyleyen uzaklar üşüyor… Ah susmalıyım bugün… Lal olmalı dilim… Sonsuz olmalı tüm yollar, alabildiğine gitmeliyim bugün…     Yumma gözlerini, uyuma bugün…Bütün gölgeler akşam oluyor… Üşüyor yaprak, dallar üşüyor…Savrulup yırtılan rüzgar üşüyor… Kapanmamalı gözlerim… Uykuyu yabancı bilmeliyim kendime… Gündüzlere sığdırmalıyım kederimi… Akşamlar acıtıyor canımı, karanlık üşütüyor dokunduğum her yeri… Sesim üşüyor sessizlikte… Bu ayaz bana ağır…       Oysa ben senden neler neler isterdim… Senli sevdalarda doğmak isterdim… Sabahlar isterdim, asi ve mavi… Büyüsün isterdim ışığın rengi… Sensizlik beni böylesine acı kılan… Oysa ben her güne seni sığdırmak isterdim… Seni bilmek, seni öğrenmek isterdim…Ben hergüne asi gözlerinin maviliğinde başlamak, sana düşmek isterdim... Sadece maviye bulanmalıydı tüm dünyam... Öyle ki senin gözlerinde yaşamalıydım, ömrümü tüm renklerden arındırarak…       Oysa ben senden neler neler isterdim… Senli sevdalarda doğmak isterdim… Sabahlar isterdim, asi ve mavi… Büyüsün isterdim ışığ... Devamı

Ebrâr ile Hemhâl Olayım Diye Günlerin Ötesine Geçtim

2012-09-02 14:13:00
Ebrâr ile Hemhâl Olayım Diye Günlerin Ötesine Geçtim |  görsel 1

ebrâr ile hemhâl olayım diye günlerin ötesine geçtim  iki dirhem irademle bir ince mücâdele içinde,  sanırım ben tuz ile buz eyledim  ebrûlî vakitleri aklen ve fikren ve bilâistisna...  Bir hırka bir de sarık, kapanmış bir devrin izini sürmek benimkisi;  kula kulluğunu hatırlatan esrar mıdır yolumu kesen,  yoksa bu kula kul olunanın yolunu aydınlatmak mıdır Şiraze?  Seni sâkî-nâme’de karşıma çıkaran şerhsiz sâdeliğin kıvrımları, bir de kaydı Tutulamamışların savruluşudur alevlere.  Bir yelkenli açıklardan geçerken devrilir, bin kelâm hebâ olur da ulaşamaz müstesnâ raflarına o gizemli keşişler adasının.  Kim anar beni bin yıl sonra desem Şiraze, böyle hassâs dokunuşlarla kelâmıma?  Zamanı kapattığımda üzerime, kim duyacak benim soluğumu sürûr ile, şevk ile, ilm ile, ihsân ile, lûtf ile?... Ey su güzeli! tütsülendiğim Peştere'den, İset'in şûh güzelliğinden,  Beyaz Deniz üzerinden gel. perestroyka'dan, intellijenti'den, pravda'dan gel. dilersen dünyayı dört dön öyle gel. her hâlini soyun da libâssız dilersen, dilersen arşa uzan da iştiyâksız gel. gel de nasıl / nereden gelirsen gel.” ... hâleliyim yine,  mevsim sonu kederi bu, ne soğuk ne sıcak tutumlar arası kararsızlık. sanki bir şey düşecek üzerime çok yükseklerden, sanki düşecek de, bir tereddüt dolanmış eylemine; hisler arası garîb bir karışıklık.  Bil ki Şiraze; benimkisi, çok yerde yapılmış bir tek yanlışlık. Cihangir’de çeşme başında bir andı ... Devamı

Her Hâlimle Taraflıyım, Tarafım

2012-09-02 14:12:00
Her Hâlimle Taraflıyım, Tarafım |  görsel 1

  Hadi ver elini artık Şiraze, aşk’ın bizi bıraktığı sahilden başlayıp açalım içimizdeki tüm gereksiz kuşkuları, kanat takıp uçsunlar ben cebimden topacımı, sen cebinden, bilyelerini çıkar bir hacıyatmaz yerden yere savursun kendini ver elini Şiraze, ‘her şey iyi olacak’ diye diye yolu yarıladık bak hiç çocuk olmamışım gibi geliyor bana, hepsi bir rüyaydı başladı bitti havasında unuttuklarımı bir bilsen, hatırladıkça yeniden doğuyorum pırıl pırıl gökte gök bana beşik Şiraze, bir ucu bir ucuna erişmeyen bir beşik... salla beni, gözlerime çöken uykunun tadına bakayım, hiçbir uyku tam değil Şiraze hiçbir uyku sona götürmüyor Şiraze... Ardında olmayı düşünüyorum bu aralar. Bu aralar ardındalığın sahibini arıyorum şiraze. Sokaklar pus, adımlar sus şiraze.  Geceler, yıldızlar, hayat böyle hep suspus şiraze.  Zamansız kendimden geçmelerimde yine elim ayağım dolanıyor, dilim oldu epeydir sus.  Ya senin olmayışının kesinleştiği vakte denk düştü bu, ya da zaten hiç olmamışlığının farkındalığına şiraze.  yüreğim suspus şiraze. Korkuyorum boş gitmekten. Korkuyorum bakide kaybetmekten.  Bıraktım anlatsın hâl dilim düştüğüm karanlığı.  unuttum ben her şeyi  ve bir de bu her şeyle beraber kendimi. ne yana bakarsam bakayım Şiraze yüzümde aynı ifade, ne yöne gidersem gideyim aynı rutin duruştayım; heyecansız ve isteksiz ve tâkatsiz  ve bütün şatafattan, süsten, debdebeden arınmış. aklımın bir köşesinde hep şeb-i arus Şiraze.  sıradan bir gün, akşam üzeri; “git” emrine uymanın rahatlığı içinde, yery&uum... Devamı

Çekilip Kuytularıma, Mum Yakacağım

2012-09-02 14:10:00

  bugün mektuplarımı postalamak için çıktım sokağa; ‘kış’ dedim, ‘henüz gitmek için hazırlık yapmıyor’... yukarıya gri bir kilim sermiş gökyüzü, buzlarda çatırdıyor adımlarım... ‘kış’ dedim, ‘en az birlikte olmak istediğim, ama hep en çok karşıma çıkan’... renkli zarflarda içi boş kağıtlar ve üzerine var olup olmadığı bilinmeyen adresler... bugün mektuplarımı postalamak için çıktım sokağa; ‘çocuklar okulda’ dedim, ‘kızaklarına binip tepelerden bırakmıyorlar kendilerini’... vakit haylice erken, ben mektuplarımı postalamak için çıktım sokağa.  Ceviz ağaçlarının yapraksız dalları altında yürüdüm. ‘Kış beni hep karamsar yapar’ dedim, ‘103 numaralı dolmuş da gidiyor işte, kavşaktan şimdi döndü’... eğilip yerden metal bir para aldım. Tam önümde bana parlıyordu. ‘kumbarana koy bunu Şiraze sen biriktirmeyi seversin’ kuru yaprakları, çakıl taşlarını, rengarenk boncukları, sinema biletlerini, elişi kağıtlarını, htıraları, acıları, gözyaşını, sorulamamış soruları ,senden kalan sesleri, yaşanamamış paylaşılmışlıkları, birlikte harcamak üzere siyah deri cüzdanında biriktirilmiş zamanları ve hüznü… ve özlemi... bugün mektuplarımı postalamak için çıktım sokağa; ‘siyah’ dedim, ‘herkesin üzerinden akan renk’... bir mektup da ‘yaz mevisimine postalamalı’... ‘renklerini topla da gel’ demeli... Sen de sıcağı seversin Şiraze; onun sevdiği kadar hep kaynayan bir neşeyle savrulurdun hayatın içinde yön seçmeden. Ben yüzüme kondurduğum hüzünle boyardım her şeyi. Bugün mektuplarımı postalamak için çıktım soka... Devamı

Aşk; Acıtan, Kanatan Yaranın Yanında Gözlerinin Özlemi

2012-09-02 14:09:00

  aşk belki bilmediğim ya da bilip de bilmediğimi sandığım ya da bilip de bilmezden geldiğim... satır aralarına bile sığdıramadığım belki, hangi renge boyasam karar veremediğim, içine düşsem bir türlü sevemediğim... aşk; acıtan, kanatan yaranın yanında gözlerinin özlemi; gözyaşının tuzlu tadı, karanlığın gölgesinin ayak izi belki belki sen, belki ben,  belki aşk’ın korkuya galip gelemediği meydan  gün’e baktıkça sararan saçların kırılıp savrulması; bir bacadan tüten siyahın, bulutları bir şerit gibi boyaması; ağlaması çınar’ın, yağlı boya tablonun ve üzerinden binbir güçlükle geçilmiş toprağın... aşk belki, her şeyin tanıyıp kokladığı, benim uzanamadığım dokunmayı denediğimde kaybolan entari; bana hoş kokan bir yemeğin nefisliği; annemin beni sallarken kucağında, alnında biriken ter ve bitmeyen emekler... belki hep sahip olduğum da hiç farkedemediğim soracaksın belki tüm yönlendirmelerden kaçıp bulamayışımı sen’i; soracaksın belki bitmeyecekmiş gibi davrandığım bu yolculuğun neden’ini; soracaksın belki uzanıp tuttuğum ellerini her güzelliğin, varlık sebebi’ni... ne diyeceğim? şu an  tasavvur bile edemediğim her şey’ini, karşımda bulduğum zaman, korkmanın da ne basit kaldığını görüp korkunun yanında, sokulacağım bir kovuk bulup kendime, yiteceğim bir zerrede, biteceğim... biteceğim... biteceğim... neye yarar? yolculuk çok oldu başlayalı; aşk, korksam da sana kavuşmamdır; belki ben etiketimi yanlış yere yapıştırmışlığımdan belki; bileğime boncuk dolayamayışımdan, sivri topuklarla salınamayışımdan belki böyleyim boynumda eski zamandan kalma bir ince halka şeffaf, sana aşık olamayacak kadar insanım toplu taşıma ... Devamı

Aşk Belki, Her Bitenle Başlayandı

2012-09-02 14:04:00
Aşk Belki, Her Bitenle Başlayandı |  görsel 1

  Önce birşeyleri resmetmenin güçlüğünü farkettim. Sen resmedilemeyecek kadar gizlerden örülme imişsin. Oysa ki, öyle garip bir acı yerleşmişken neyi söylemeli, kime ne anlatmalı, kimden ummalı bir çıkış. Olmayacağını bile bile... Seni büyüten, besleyen seni bir başka raftan alıp bir başka rafa koyan ve bir türlü en uygun mekanı bulamayan, hasılı hiçbir mekanı yakıştıramayan sana...  Aşk belki... diyerek çıktım yola. Aşk belki, her bitenle başlayandı.  Ben kapattım gözlerimi görmek için. Ben kararttım manzarayı seni bulmak için. Ben bende aramaya başladım, aşk dediğim benden doğandı. Tüm gerçek senin söylediğin hiçbir şeyi anlamayışımdı. Uzaklarına çekilip, uzaklarından bakmayı seçtim. Kim bilirdi ki gitmeye karar verenin, gitmek için hangi sözün ardına gizlendiğini? Şimdi uzakların suyuyla suladığım aşkın yeşillenişini seyretmedeyim. Çiçeklerinin kokusuyla dönen başım beni bir sandala koyup gezdiriyor bir süre. Göl kıyısını hiç bulamıyoruz. Çek kürekleri Şiraze... çek kürekleri Şiraze... asla kıyılara ulaşamayacağız! Kış yüklenmişken beyaz dallarına ağaçların. Kış ağırlığını taşıtıyorken yüreklere. Adımların yavaşlaması havanın soğukluğundadır kandırmacasındayım. Oysa ağırlığı veren içimdeki. Hüznün sertliğiyle çatlayan ellerimin oyuklarına dolan kan ve acısıyla buruşan yüzüm ve hiç bitmeyeceğini düşündüğüm siyahlığın orta yeri... Her okuduğum satırdan damlayan kederle çalkalanıyorum yeniden. ‘Eğer yeniden gelme şansım olsaydı hayata, tüm hatalarımı yeniden yaşardım’ diyen şairin inanılmaz umutsuzluğuyla karşı karşıyayım. Bir daha dönemeyecek olmak... bir daha başlayamayacak ol... Devamı

Az Zamanda Öyküler Biriktirdim İçimde

2012-09-02 14:03:00

  Az zamanda öyküler biriktirdim içimde, sen öyküleri bilir misin Şiraze? Ben bildiğini bilirim, ben bilirim bildiğini... Anaforlarına takılıp dönenlerin öfkesinden sakınmak adına sığındığım karanlık dere ve yarık kaya’nın uğuldayan dik yamaçlarının çevrintisiyle titrediğim gece... Şiraze bir tek sendin dizinde dinlendiğim. Öyle bakma dedim kaç kez, öyle pencerelerden gece vakti salınışın yollara ve bir gölge gibi süzülüp duvar diplerinden kayışın köşebaşlarına beklediğimdin sen sen bir ömür beklemeyi seçtiğimdin. Bir dahası olmasın görmeyeyim gözlerini, bir dahası olmasın dolunaysız gecelerde tutmayayım elini, bir dahası olmasın ‘yaş gidiyor’  anmaktan başka güzelliği kalmadı senliliğin. Sen ile ben Şiraze, öğrenmeliydik yalnızlığın kaç bucak olduğunu... Ve bir... ve iki... ve üç... ve dört Şiraze.  Sen ve ben, ömür son demine vardığında ‘yaşandı bitti’ diyebilecek gücü şimdiden toplamalıydık. Geç mi kaldık? Geç kaldığımızı anlamak için bile mi geç kaldık? Yok böyle bir şey; biz her şeye arası kapatılamayacak mesafelerce çoktan geç kaldık. Bitmek varsa eğer, geçmişi ak sayfalara kaydedecek zaman bitti Şiraze. Artık onları hiçkimse okuyamayacak, artık onları hiçkimse dost bilip sarılamayacak, artık onları hiçkimse çantasına doldurup yanında taşıyamayacak... ve bir sürü artık işte. Biz zamanın tellerinden her birine asılı kaldık. Bir an’da, hiç olmayacak bir vakitte; nedir bu kalabalık bir kumpanya edasında? Ellerinde pankartlar: ‘Aşk bir ihtilâldir!’ – ‘Aşk bir arayıştır!’ &ndash... Devamı

Forum Güncel Forum