Sen Bilemezsin

2011-11-09 19:28:00

Sen bilemezsin geceyi Geceleri sokak lambaları altında oturan yalnızlıkları Kaç gece sana dağlardan şarkılarını yolladı rüzgarlarla?  Sen,kaç geceye dost oldun  kaç saat dayanabildin ona kıvrıldığın yerde uykuya mı daldın hep?  Sen bilemezsin yalnızlığı Hiç ses duymadığın bir yalnızlık yasadın mı?  sen kaç yalnızlığa dost oldun kaç saat dayanabildin ona yüzüne kaç kapı kapayıp kaçtın yalnızlıkların? Sen bilemezsin ağlamayı Gözlerin dolduğu anları ağlamaktan miı sayıyorsun hala?  Sen,kaç kez bir basına ağladın kaç saat dayanabildin gözyaşlarına Ellerinle yüzünü kapatıp,kendinden mi sakladın hıçkırıklarını?  Sen bilemezsin içmeyi Şişenin dibini bulduğun an midir sana göre içmek?  Sen kaç kez,şarap tadında buruk şarkılar söyledin kaç saat dayanabildin sarhoşluğuna Kadehini aklındakilerle mi yoksa yüreğindekilerle mi içtin?  Sen bilemezsin sevmeyi sevgi dediğin sadece seni sevenleri mi sevmek? kaç vakit ayırabildin sevmeye   Alıntı ... Devamı

Hüzün ve Gurur

2011-11-09 19:25:00
Hüzün ve Gurur |  görsel 1

Fukaralık kulağımızı çekince Bir plastik kova ile değiştiğinde Anneannem dedemin eski gömleğini Anlatılabilir yanı kalmamıştı gururun Ve soru sormak yasaktı hayata Onun için hiç sormadım Gözlerin kaç mandal eder diye Berivan Utanç kuşattı sokakları Dağları Şehirleri Mahkemeleri Ah..! Ellerim ne kadar küçük Ah..! Ne cüzamlı bedenim Kapatamıyor bu ayıbı Önce gömleklerini sattırdılar Sonra müzelerin camekanlarına kapattılar Şahit olmasın diye aşkımıza Demir bilekli Mangal yürekli Gözü pek dedelerimizi Berivan Biz deniz görmemiş taşralı dağ kuşları İstanbul’u severdik Alnına hilal çakmış dedelerimiz oradan bilirdik Mahallede aynı kıza aşık Tehlikeli delikanlılar gibi Gözümüzü karartırken Doğu Roma’nın sahte şarkıları Işığın yükseldiği yeri unuttuk İstanbul senin gözlerinmiş oysa heyhat..! Ağlatmamalıydım seni Berivan Eteklerini dağlara çekiştirirken hayat Ondan karanlık şimdi Gazze Ondan dertli akar Fırat ve Dicle Bu dünya topu topu bir mahalle Bizim mahallemiz Senin ve benim Anlasana Anla ve affet beni Anla ve sarıl bana Berivan Kendimize rastlayacağız bu gece bittiğinde Bosna’da Bağdat’ta Urumçi’de Grozni’de Kendimize rastlayacağız İşveli serin sabahlarda Aynı çayı yudumlarken Penceremizde güneş Penceremizde kuşlarla Bütün mahalle Bizim aşkımızı konuşacak İnan Berivan Şimdi alnıma dayadığın kalaşnikof Elini kanatan gül dikeni Öpülmemiş yerlerinde hayatın Dudakların olacak Annemize kızacağız Ağzında ateşler yakılan Alnını bir dağa Bir denize Savuran annelerimize Neden söylemedin diye Oysa Berivan Kirmeninde yüreğini büken annelerimiz Sıktıkça gözünden ne... Devamı

Bir Ahir Zamandı/Şahan Çoker

2011-11-09 19:20:00

  Bir ahir zamandı Ağzı ateşle süslü bir gece Beyaz gerdanında kızıl bir kolye Dinle dedin bana nehri göstererek Kağıttan gemilere binmiş Çocukların gözlerinden Babaların son teli kırılmış Sözlerinden akar bu nehir Ve akışı denize ağıtıdır anaların Su ve ateş şahit olsun iniltili tövbelerine Dinle! Aynı yorganın altında üşüyemediğim Dinle! Aynı yastıkta ölemediğim Bir ahir zamandı İçinden tramvaylar geçen eski bir şehirde belki Alnından öperek kutsadığım Kimsenin inanmadığı masaldı Korkmuş çocuk gibi sokulurken kokuna Saçlarına kaç göz konmuş dedim Acıların kuraklığı vurmuş bakışlardan Dağları aş dedin Yollar “yok” yüzümün incesidir Ferhat’ın gürzü senin yüreğindedir Az ve uz gitmeyen ayaklarımı gösterdim Dedim; Peki ama bunların suçu ne Bir ahir zamandı Kör gözümün yaşıydın Aramızda koca bir dünya vardı Ve aşılmaz engelleri kelimelerin Bakışların hırpalardı saatleri Bir dilim ekmek için İhanet ettiğinde martılar Hüzün entarine saklanırdın Ben seni üşüdün sanır, sarılırdım Ve kırmızı eteklerin Süpürdükçe telaşını sokakların Arkamızda hiç şahit bırakmazdı Bir ahir zamandı Şehirde iki çocuk el ele yürüyordu Karınları aç, yol karanlık bir çarşı Mavi pencereli, aşı boyalı evin önünde Sen resimler çektiriyordun hayata karşı Gamzende gül çiziği Radyoda hüzzam Vuruyordu masalların kuytusuna Gözü yaşlı bir liman Arkamızda manzaralar Arkamızda zabıtalar Yasaklar ve yıldızlar vardı Nehrin kenarında iki çift pabuç izi Bir de şarkılar yarım kaldı Bir ahir zamandı Ölürken bile sana yürüyordum K... Devamı

Ses ve Düş

2011-11-09 19:13:00

Kendi masalını seçmeliydin çocuk Nikotin sarısı dişlerin Hiç yakışmadı zaten bu gülüşmelere Ne sen Anka’ydın dirilebildin küllerinden Ne de Kaf dağıydı Göğsünde devrimler büyüten ülken Bak bitti Parçalandı ay limon sarısı Saçlarına yıldızlar takan Beyaz karnı fesleğen kokan peri Yıkıp bahçesinde gül dikili evleri Gazze’li çocukların gözleri gibi Gecenin çitlerinden atlayıp gitti Ardında rayların çelik soğuğu Ardında boş salıncakların paslı gıcırtısı Başladı beklenmeyen yangın Bedenim telaşlı Ruhum ateşe yaklaştıkça diri Sanki karnı yırtılan kentlerin semenderi İbrahim kimdi Bu başıma gelen neydi Sorunca söyledi Gecenin kör bekçisi Önce düş ve ses vardı Ses gitti düş kaldı dedi Radyodaki şarkı Köşedeki sardunya çiçeği Hatta kısa saçlı bir kız resmi Derdin ne o zaman dedi Kendini tanıdıkça çıldıran adam Körfez gümüşten bir bıçak bu akşam Bak parçaladıkça güzelleşiyor şehriyar Hüznün doluyor kahve fincanlarına Dünya açlar için kocaman bir simit Şairler için duman ve efkâr Şair ki biraz şiir Şair ki tenha kendine Biraz kör biraz sağır Çığlığında boğulurken sokaklar Yatırır gözlerini Ege’nin sularına Dalar çıkar Aklı bir karabatak Her şeyi sanırken su ve toprak Gelir hırpalar yüzünü Hayatın en kocaman sorusu Hadi tut ellerinden kendinin Yalnızlık özgürlüktür inan Ağla korkma sen kahraman değilsin Susar baktığın gözde anlam Yürekte aşk susar Dudakta kelam Bunu en çok sen bilirsin Sen bu masalın adamı değilsin Su ve topraktan geç gayrı Sır ateşte ... Devamı

Sen Bu Akşamları Bilmezsin

2011-11-09 19:10:00
 Sen Bu Akşamları Bilmezsin |  görsel 1

Sen bu akşamları bilmezsin Kırmızı kırmızı öldürür insanı Yol daha uzak dağ daha yüksek olur Gözlerin 7.65 lik gibi patlar İçinde bir şiir vurulur Tüm arabalar sana korna çalar sanki Yağmurlar yalnız seni ıslatır İşte o zaman Şehrin kasıklarında bir sancı gibisindir Kaldırımlarda cesedini tanırsın Sen bu akşamları bilmezsin Şarkılar söker dişlerini Yüreğinde bir meczup oynaşır Hüznünü bayat bir ekmek gibi Banarsın denize Yoldan gelip geçene kendini sorarsın Anlarsın ki muhacirsin artık bu şehirde Kaybettiğin Kapılarını çalmaya utanır ellerin Gözlerini bulabilirsen ağlarsın Sen bu akşamları bilmezsin Kirli ceketinden başka saklanacak yer kalmaz Tedavülden kalkmış bir adamı arar telsizler Anneni özlersin durup dururken Çekilir fünyesi hayatın sokaklarda Rotatifler sana hazırlar en azgın manşeti son baskıda “Bir adam köpeği ısırdı Kent Bu gece karantinada” Sen bu akşamları bilmezsin Anneleri sofraya çağırınca bütün çocukları Kanırtır baba yüreğini gölgeler Herkesi döveceğini sanan delikanlı Büyümüş ve herkesten sopa yemiştir artık Nereye kaçsan ayrılıksın Nereye baksan yok yüzün Bir senin adın hüzün Dünyanın orta yerinde çırılçıplak Hasretten “çat” diye çatlarsın Sen bu akşamları bilmezsin Kırmızı kırmızı öldürür insanı   ŞAHAN ÇOKER ... Devamı

Leyla Üç Salkım Ayışığıydı

2011-11-09 19:05:00
Leyla Üç Salkım Ayışığıydı |  görsel 1

Şubat en delikanlı yağmurlarıyla geldi En acı haberleri bıraktı kapısına Oturaksız filler çekerek Terine saklanmış uyurken Çarmıh niyetine Çaktılar o’nu Kutup yıldızına Sırra kadem bastı Leyla Şehirde kimsenin haberi yok Eyvah..! Eyvah ki Leyla gitti Yollar yaptı yapacağını Düşürdü serçe Gözündeki kristal gülü Sufi’nin çalacak neyi Tarihin yazacak kalemi Diriliğinin aşka seğirmesi bitti Döşümde çıldırır şimdi Parçalanmış ayaklarıyla Şehirlere eğreti bir mecnun Soprano vurulur sahnede Son yerli ölünce anlaşılır Belki bir mavi derili Çöl bittiiiiiiii..! Deyince Aman ha..! Mecnun aman ha..! Dudakların dökülmesin sokaklara Öğren artık kendi ağzını öpmeyi Ve anla Leyla’sızlık en keskin bıçak Sen serapların adamıydın oysa Leyla üç salkım ay ışığıydı Yağmur zeytin şarabı Nereden bilecektin Yırtılacak şah damarın Leyla gidecek Ve çöl bitecek Sürdüler seni dualarından Köpekler kadar yalnız Şehirler kadar kalabalık Çocuklar kadar cesur Serçeler kadar ürkek Oysa sana ne yakışmıştı çöl Ne yakışmıştı İman ve umut Şimdi diyorlar ki; Biraz sinemaya git Ve yüreğini kurut Eyvah..! Eyvah! Mecnun Sen dans etmeyi de bilmezsin şimdi Korkunca ıslık çalmayı da Yakışmaz kravatlar boynuna Evrakların adamı değilsin sen Bu kalabalıklar seni yutar şimdi Bu evham Bu kuşku Sırra kadem bastı Leyla Şehirde kimsenin haberi yok Geç de olsa öğrendi Mecnun Her yer yürünebilir değildir Bir çöl kuşuna Deniz anlamsız gelebilir Şimdi irkil ve sarıl kendine üşüme Birazdan Sıcak çorba yapar hayalin Hadi ıslanma içeri gir der bir ses Zaten yok şarkıla... Devamı

Hüzün ki En Çok Yakışandır Bize(Golha /Farid Farjad)

2011-09-18 20:11:00

Hüzün ki en çok yakışandır bize Belki de en çok anladığımız Biz ki sessiz ve yağız bir yazın yumağını çözerek ve ölümü bir kepenek gibi örtüp üstümüze ovayı köpürte köpürte akan küheylan ve günleri hoyrat bir mahmuz ya da atlastan bir çarkıfelek gibi döndüre döndüre bir mapustan bir mapusa yollandığımız Biz, ey sürgünlerin Nazım'ı derken tutkulu, sevecen ve yalnız Gerek acının teleğinden ve gerek lacivert gergefinde gecelerin şiiri bir kuş gibi örerek halkımız, gülün sesini savurup bir türkünün kekiğinden tüterken der ki, böyle yazılır sevdamız Hüzün ki en çok yakışandır bize Belki de en çok anladığımız... Hilmi YAVUZ Devamı

Ey Kalbim

2011-09-18 15:55:00
Ey Kalbim |  görsel 1

    Haydi toplan akşam oldu  vakit doldu  toplan gidiyoruz ey kalbim  kırkikindi yağmurlarına kalamam  kaldıramam bunca ağrıyı, ihaneti  biliyorum kirlenmiş hiç bir bakışta, yer yok bana  bu yüzdendir ceylanlara küsmüşlüğüm  sevdalara küsmüşlüğüm bu yüzden  bir gül yaprağı bulup sarmak için yaramı  çekip gidiyorum buralardan  içimdeki cesetleri çiğneyerek  kalbimdeki mahşere  bak akşam  vakit tamam  duruldu işte bulanık denizler  dürüp ömrümün defterini  toplan gidiyoruz ey kalbim  yorgunum  bir sonbahar ezgisi gibi bekleyemem son yaprakta  sevgisi iğdiş edilmiş tarihlere koma beni ey kalbim  bak güz yağmurları iniyor acılar ve ihanetler üstüne  çırılçıplak ve sevgisiz kalmış bir şiirim kimsesiz bir kış ortasında  ne gülen gözleri ısıtıyor artık çocukların ne de sevdalı bakışları yeniyetme aşıkların bütün dinlerden kovuldum  bütün ülkelerden  bütün yüreklerden kovuldum  "Aliye gülümsesem Muaviye öldürür beni” hangi tanrıya sığınsam yaramın merhemi yok  biliyorum kirlenmiş hiç bir bakışta, yer yok bana  bu yüzdendir ceylanlara küsmüşlüğüm  sevdalara küsmüşlüğüm bu yüzden  yeni bir gül yaprağı bulup sarmak için yaramı  sevdalı bir kuş yükleyip kanatlarına acılarımı alıp gitsin beni buralardan  hamuru çürümüş dostluğun, vefanın, aşkın  vefasız mevsimlere bırakma beni ey kalbim  ağlatma beni sevda kapılarında  kahpe kapılarında eğme boynumu  kurşunlar sıkılsada canevi... Devamı

Küs Çiçeği

2011-09-18 15:51:00
Küs Çiçeği |  görsel 1

  Bir rüzgar olsam ıssızda!  alnım kar başım duman kirpiklerim çiy  dağlardan dağlara esen yeşil bir poyraz gibi  bahar taşısa soluğuma dağ çiçekleri.  pınarlara seslensem her gece tomurcuklara  yapraklar okşasam incinmiş sesimle  sevinç yağsa bahçelere her üşüdüğümde...  Bir şafak olsam ıssızda nazlı!  kızıl bir nar gibi serilsem gökyüzüne  yıldız gülücükleriyle terli çocukların  lekesiz alınlarından öpsem gün konmuş yanaklarından  yağmur yağdığında şiirlerle bezesem bulutları  ufukları şarkılarla türküleri umutlarla bezesem  ay bir yanımı alıp götürse rüzgar bir yanımı  dağ dağ deniz deniz savrulsam...  Ay ışığı olsam ıssızda nazlı!  karanlıkları aydınlatsam her gece  akıp gitsem dereler boyu nazlı bir su gibi  yalnızlıkları yıkasam sevgisizlikleri mutsuzlukları  her gece kapısı kapalı evlere düşsem  pencerelere düşsem karanlık düşlere küs yüreklere  uzanıp öpsem incinmiş kirpiklerinden sevdalı kızların  Sevdalı bir bulut olsam ıssızda!  yağmurun yağmadığı ülkelere her bahar  billur damlaları dökülse gözlerimden tane tane  sel olup götürsem bütün acıları yüreklerden  bütün kötülükleri bütün kinleri silsem yüreklerden.  geride yalnız sevinçler kalsa sevgiler mutluluklar  güzel duygular kalsa dostluğa yaraşan  akıp gitse deryalar denizler okyanuslar asırlar boyu...  Bir rüzgar olsam ıssızda!  parklara bahçelere essem sevindirsem çocukları  uç... Devamı

Bir Tomurcuk Gül Aşkına

2011-09-18 15:45:00

  Seni kanayan bütün yaralara sarıyorum ey şiir  seni kanayan bütün acılara  kaynağına küsmüş pınarlara  çatlayan tomurcuklara, baharlara  çığlıklara, demir parmaklıklara  seni yarınlara umutla bakıp  sesini yitirmiş çocuklara adıyorum ey şiir  ürkütülmüş güvercin kanadına yazıyorum seni  unutma bizi  unutma yüreğini kanatanı bir tomurcuk gül aşkına  seni yaşanmamış sevdalara adıyorum ey şiir  tadılmamış nice sevdalara  bir rüzgarın nefesine  bir ırmağın sesine  gözü yaşlı analara  yüreği tekmelenmiş babalara  savaşlara, dostluklara, arkadaşlıklara  açılmamış bir goncanın kokusuna  aşkını gizleyen bir kız çocuğunun soluğuna karıyorum seni ey şiir  bir çınarın yaprağına yazıyorum seni  unutma bizı  unutma yüreğini kanatanı bir tomurcuk gül aşkına  seni gül kıyımlarına  yürekte üşüyen incecik kıpırtılara adıyorum ey şiir  dillere destan şarkılara., yüreklere mühür aşklara  ve ölümsüzlüklere, sonsuzluklara yazıyorum seni...  kirpiklerimizde incinmiş bir damla şiirle  bir sevda durağında bekliyoruz seni unutma  gül damıtırken ayışığı gül bakışlardan...!  ve sevgiler kanatlanırken güvercin uçuşlarında  sıcaklığına duyarlı bir defne dalında bekliyoruz seni...  acıları sevmek en çok sana yakışır ey şiir  yüreğinde üşüyen incecik kıpırtılara  seni kanayan bütün yaralara sarıyorum  üşüyen bütün yaralara  apaydınlık yarınlara  unutma bizı  unutma yüreğini kanatanı bir tomurcuk gül aşkına     NURİ CAN ... Devamı

Forum Güncel Forum